29 Kasım 2011 Salı
katran
masumiyetini yitiren çocukluk gibi bırakıyorum iyi niyetlerimi. gözlerimi kapatan sessizlik... başkalarının acılarından keyif alan insanlar tanıdım. ne yazık ki... eksiltili cümlelerim birikti, ben onların için boğuldum. seni çok özledim tezer. ne olur gir rüyalarıma. en azından bununla avunabileyim. istanbul, ne çok yer etmişsin yüreğimde. yokluğun şimdi şimdi dokunmaya başladı.
25 Kasım 2011 Cuma
kayıp balık
belkilerin yerini keşkeler aldığında... iyikiler yerini tüh'lere bıraktığında... bırak gidebilmeli insan. geleli dokuz ay bile olsa. yapamayacaklarından korkmaya başlıyo insan yaşı ilerledikçe. sevdiğinizin gözlerinde başkalarının gölgesi varsa payınıza düşen ağlamak oluyo o zaman. bi insanın hayallerin daha değerli olan nedir ki?
22 Kasım 2011 Salı
yan masa
insan yalnızlığına en çok böyle durumlarda kaçıyormuş meğer. 25 sene sonra yaşadığınız şehri ve yaşam tarzınızı değiştiriyosanız kendinizde değişiyosunuz. en çok mecburi yalnızlık dokunmaya başladığında sizinle aynı yerden bakmayan insanlarla bir araya geliyorsunuz. içinde bulunulan durum bunu gerektiriyor çünkü. buraya geldikten sonra öğrendiğim tek şey büyük konuşmamak oldu. çünkü geldiğim yerde uzak durduğum insanlara çok benzeyen insanlara yaklaştım. pişmanlık... yalnızlığı sindirebilmeyi öğreniyorum şimdi. herkesten, her şeyden uzak durabilmeyi. çabalıyorum en azından. yitirdiklerimiz kazandıklarımızdan hep bi adım önde olucak. bununla yaşamayı öğrenmek, nefret ettiğiniz bi uzvunuzla hergün aynı karşısında prova yapmaya benziyor. hesaplar kapanırken...
4 Kasım 2011 Cuma
iskele
bin karakter yeter belki bin kere değişen duygularımı anlatmak için. buraya kar yağmıyor ama odam hep ayaz. gece kısalırken hayallerimi üzerime çekiyorum ısınabileyim diye. erken kaybettiğim çocukluğum... kendime ettiğim küfürler... hep kahır bıktım be!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)